6/7/2009 - ŞÜKEYRA-4

hiç yağmayacak yağmur gibiydi gülüşün Şükeyra; adımlayarak değil vurularak geçilen. yağdın, ben şimdi kalbimin neresini ıslatarak ömrümü adına süreyim?
tanrıçalar üşür saçlarının kumral rüzgarından Şükeyra bir kıyamet kalır yaşanmamış günlerin aydınlığına sarılan bir Ankara kalır koskaca kentlerin ortasında ellerinle baş başa ağlayan..
biliyorsun Şükeyra yüzünün serin beyazıyla saklambaç oynadım koynuma hüznümün cesedini gömerken sana geldim kendimde kapıda kaldım ben beni bu kadar unutacak mıydım? ikimizin boşluğunda yalnız kaldı aşk düş elbette vardı ve yağmur kadar utangaç kar kadar bembeyaz yağmalıydı kasten ağladım ardından giden miydi otogar kalabalığında kalan? kalan mıydı saçlarının ardı sıra kovalayan? gözlerimin okyanus derinliğinde seni görebilme becerisiyle eğilirken gözlerin gördüğüne güç yetiremedi ömrün belkide. susarak yol verdin yollarıma Şükeyra oysa ne çok bekledim kalbinin kıyametini...
ifadesizdi kentin hüznüne asılan uçurumlar mevsime soluk verdim: dilimde birikti yağmalar ve yalvarmalar künyeme ekle Şükeyra: aşk sessizliğin lamelif'ini yutkunurken alfabesiz ağlamakmış bu kavga benimse bu cinnet benimse kalbini sırtlayıp dikene gül sunarken ellerim kanamışsa beni ekleyecek misin seni seviyorum'larına?
alnımı yırttım kaderimi okumaya çabalarken narkoza yatırdım aklımı aşk her şey diye... her şey aşk... dilimde kendine yetmeyen cümlelerin kekemeliği beni hecelemeden sevebilir misin Şükeyra? masallarda uyuyan yanlarıma çok geldi büyümüşlüğüm paramparça geceden yıldız ka(n)ydırdım ama bu kez dileklerim yırtıldı anladım: kendinden başka hiçbir şeyi tamamlayamıyor aşk...
aşk her ihtimalse ve her aşk ihtimali özlemekse kim tutacak dileklerimi benim yerime Şükeyra?
CENGİZHAN KONUŞ 2009/TEMMUZ 6

|